İçerik Üretimi Hakkında Kimsenin Söylemediği Şeyler
İçindekiler
Şunu itiraf edeyim: Bu yazıyı yazmadan önce 10 dakika boş ekrana baktım. Evet, içerik üretimi üzerine yazı yazacak biri olarak bile bazen o meşhur “beyaz sayfa korkusu” kapıyor insanı. Ama işte tam da bu yüzden seninle bu konuyu konuşmak istedim. Çünkü içerik üretimi bir yetenek meselesi değil, bir sistem meselesi.
Önce Şunu Kabul Edelim: Mükemmel Zamanlama Diye Bir Şey Yok
Çoğu insan “doğru an”ı bekliyor. İlham gelecek, kafası açık olacak, masası düzenli olacak, kahvesi tam kıvamında olacak… Sonra hiçbir zaman yazmıyor.
Gerçek şu: En iyi içerik, “hazır hisseden” insanlardan değil, oturup başlayan insanlardan çıkıyor. Yani şu an elindeki yarım fikirleri küçümseme. Onlar senin hammadden.
İçerik Fikirleri Aslında Her Yerde
Müşterinin sana sorduğu soru, bir içerik konusu. Rakibinin yanlış yaptığı şey, bir içerik konusu. Dün öğrendiğin küçük bir şey, bir içerik konusu.
Bunun için bir alışkanlık öneriyorum: Telefonuna bir not uygulaması aç ve adını “Kaba Fikirler” koy. Hiç filtrelemeden, hiç yargılamadan her aklına geleni oraya at. Haftada bir o listeye bak. İçerik takvimini dolduracak malzemeyi zaten elinde bulacaksın.
Herkese Yazma, Birine Yaz
Bu belki de en kritik nokta. “Hedef kitleme yazıyorum” diye düşününce içerik hep genel, hep sıradan çıkıyor. Bunun yerine şunu dene:
Aklında somut bir insan canlandır. Adını bile koy ona. “Ayşe, 34 yaşında, küçük bir butik işletiyor, sosyal medyada ne yapacağını bilmiyor.” İşte o Ayşe’ye yaz. Ona konuşur gibi yaz. Bakacaksın, hem daha kolay akacak hem de çok daha etkili olacak.
Uzun mu Kısa mı? Yanlış Soru Bu
İnsanlar hâlâ “kaç kelime olmalı?” diye soruyor. Cevap şu: Söyleyeceklerin kadar uzun, fazlası kadar kısa.
Dolgu cümleler, gereksiz giriş paragrafları, “bu yazıda şunu ele alacağız” gibi zaman kayıpları… Bunların hepsi okuyucunun dikkatini çalıyor. Doğrudan konuya gir. Okuyucunun zamanına saygı göstermek, aslında en iyi içerik stratejisi.
Tutarlılık, Deha’yı Yener
Ayda bir muhteşem içerik mi, yoksa haftada bir “yeterince iyi” içerik mi? Algoritma da, insan psikolojisi de ikincisini seçiyor.
Tutarlılık, güven inşa eder. Güven, sadakat yaratır. Sadakat, dönüşüm getirir. Bu zinciri kıran şey çoğu zaman kalitesizlik değil, düzensizlik oluyor. Bunu aklının bir köşesine yaz.
Son Bir Şey: Yayınla, Sonra Mükemmelleştir
Çoğu içerik, yayınlanmadan ölüyor. Taslak klasörlerinde, “biraz daha düzenleyeyim” beklentisiyle çürüyor. Oysa geri bildirim ancak yayınladıktan sonra gelir. Neyin işe yaradığını ancak o zaman öğrenirsin.
Yayınla. Tepkilere bak. Bir sonrakini daha iyi yap. İçerik üretimi aslında bu kadar basit bir döngü.
Sana sormak istediğim şu: Şu an aklında yarım kalmış, “bunu bir gün yazacağım” dediğin bir fikir var mı? O fikri ne zamandan beri beklemeye aldın — ve sence onu bekletmeye devam etmenin gerçek sebebi ne?